BlogPsikoloji ve PDRZamane Akademi

SİGMUND FREUD VE İNSAN DOĞASI GÖRÜŞÜ

İnsan doğası çok boyutlu ve değişken bir yapıya sahiptir. Bu yüzden birçok kuramcı insan doğası üzerine kendi düşüncelerinden oluşan kuramlarını meydana getirmiştir. Psikanalitik kuramın kurucusu Sigmund Freud ise insan doğasına meslektaşlarının aksine daha farklı yaklaşmıştır. Sigmund Freud’un insan doğası üzerine görüşleri şu şekildedir.

  • İnsan doğasına yönelik olumsuz bir bakış açısına sahiptir. Freud’a göre bireyler doğuştan itibaren güçlü içsel dürtüler tarafından kontrol edilir. Yani insan doğası Freud’da göre doğuştan ilkeldir ve bu ilkelliği içgüdü kavramı ile açıklamıştır. Freud bireyin doğuştan getirmiş olduğu içgüdülerinin doyurulmaması durumunda gerginliğin ortaya çıkabileceğini savunur. Örneğin günlerce aç ve susuz kalan bir bireyin giderek tahammül seviyesinin azalması bunun bir örneğidir. Birey içgüdülerindeki gerginliği azalttığı zaman rahatlama hissine kavuşacaktır. Freud bu rahatlama hissini dürtü azaltma kavramı ile açıklamıştır. Freud dürtü azaltma kavramına bir ekleme yaparak bu durumun cinsel içgüdünün tatmininde farklılaşacağını dile getirmiştir. Freud’a göre cinsel ilişkide gerilim biriktirilir ve birey ardından gelen rahatlama ile daha çok haz alır. Bu nedenle insanlar içgüdülerinin ihtiyaçlarını karşılamayı geciktirmeyi tercih eder.

  • Freud’a göre bireyin hayatındaki en temel 2 içgüdü yaşam ve ölüm içgüdüsüdür. İlk zamanlarda hayatta kalma ve haz almayı ifade eden cinsel içgüdü daha sonraları yaşam içgüdüsü olarak adlandırılmıştır. Freud yaşam içgüdüsüne ‘’eros’’ ismini vermiştir. 1.Dünya Savaşı’nın olması ile birlikte insanın karanlık bir yönünün de olduğunu dile getiren Freud saldırganlığı temsil eden bu içgüdüye ölüm içgüdüsü yani ‘’Thanatos’’ adını vermiştir.

  • Tüm bu dürtüleri dile getiren Freud bireyin yaşamındaki asıl amacının ölmek olduğunu ve ölmek için bilinçdışı arzular beslediğini dile getirir. Ölme arzusunun bir amaç olmasının sebebini ise yaşamın acılarla dolu olması ve ölüm ile bireyin rahatlama hissine kavuşacağı açıklar. Ancak yaşam ve ölüm içgüdüsü asla birbirinden ayrı değildir. Bu iki içgüdü birbirini tamamlar ve her bireyde eşit miktarda vardır.

  • Freud bireyin kendi iç dünyası ile dış dünya yani toplum arasındaki anlaşmazlığı içsel ve dışsal çatışma kavramları ile açıklamıştır. Birey kendi iç dünyasındaki güdüler ile dış dünya arasında bir anlaşma ve denge sağlamalıdır. Örneğin saldırganlık gibi yıkıcı dürtülere sahip bir birey dövüş sporlarına yönelerek bunu toplumsal uyum ile gerçekleştirmeye çabalar.

  • Freud’a göre kişilik id, ego ve süperego adını verdiği 3 bileşenden oluşur. Bu 3 bileşeni yöneten enerjiye psişik enerji adını vermiştir. Bu 3 bileşenden bir tanesi enerjiyi daha fazla kullandığı taktirde diğer alanlara daha az enerji kalmış olacaktır. Bunun sonucunda ise sağlıklı bir sonuç ortaya çıkmayacaktır.

  • Freud insan doğası üzerine yaptığı çalışmalarda yaşamın ilk yılları üzerinde çok fazla durmuş ve bu yılların önemine büyük bir dikkat çekmiştir. Çünkü travmatik yaşantıların kökenleri çocukluk dönemindeki deneyimlere uzanmaktadır. Aynı zamanda Freud çocukluk döneminde bireyin tüm zihinsel, fiziksel aktivitelerin farkında olduğunu ve bu yüzden cinsel yaşamın ergenlik döneminde başlamadığını savunur.

Yukarı ifade etmiş olduğumuz düşüncelere baktığımızda Sigmund Freud’un insan doğası görüşü için karamsar ve karanlık ifadelerini kullanabiliriz. Kuramındaki bakış açıları ile birçok kuramcıdan farklılaşan ve düşünceler noktasında ters düşen Freud insan doğasına yönelik farklı bir bakış açısı sunmuştur.

Web sitemizi ziyaret ederek psikoloji ve pdr üzerine ele aldığımız diğer içeriklerimizi de okuyabilirsiniz.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı