BlogZamane AynasıZamanede Gelişim

KIRMIZI PAZARTESİ- PSİKOLOJİK ANALİZ

Gabriel Garcia Marquez

Kırmızı Pazartesi Gabriel Garcia Marquez’in kısa bir anlatıma sahip ancak derin tasvirler içeren cinayet romanıdır. Roman okuyucularına bu kadar da olmaz dedirtecek derecede yaşantılar sunar. Roman toplum önünde anlatılarak gerçekleştirilen bir cinayete karşı toplumun tutumunu gözler önüne serer. Romanda okuyucu ilk cümleden itibaren cinayetin işleneceğini anlar ancak buna rağmen romanı büyük bir merak ile okumaya devam eder.

OLAY ÖRGÜSÜ

Santiago Nasar piskoposun yani papazlığın en yüksek kademesindeki din adamının geleceği vapuru karşılamak için sabah erkenden kalkar. Cinayet de o gün gerçekleşir ve olaylar sadece bir buçuk saat aralığında meydana gelir. Bir gece önce evlenen Angela Vicario, bakire olmadığı için baba evine getirilmiştir ve yaşadığı korku ile ne yapacağını bilemez. Yaşadığı korkudan kendisini kurtarmak için Pedro ve Pablo isimli ağabeylerine Santiago Nasar ismini verir. Angela Vicario’nun verdiği isim ile ağabeyleri ellerine bıçak alır ve Santiago Nasar’ı öldürmek için sokağa çıkar. Santiago Nasar’ı bulana kadar gördükleri her kişiye öldüreceklerini söylerler ancak kimse oralı olmaz. Bazıları inanmaz, bazıları hak ediyor der ve bazıları ise uğraşmak istemez. Sonuç olarak cinayet işlenir ve tüm kasaba halkı cinayetin sahibi olur.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZULUĞU

Romana ilk olarak cinayet psikoloji boyutundan baktığımızda Pablo ve Pedro’nun antisosyal kişilik bozukluğuna sahip olabileceğini söyleyebiliriz. Antisosyal kişilik bozukluğuna sahip bireyler başka bireylere karşı acıma, merhamet ve pişmanlık duygusuna sahip olmazlar. Bu yüzden yaptıkları davranışların çok doğal ve meşru olduğunu savunurlar. Romanda da Pablo ile Pedro’nun yaptıklarını bir namus meselesi olarak savunması ve biz suçlu değiliz demesi bunun bir örneğidir. Aynı zamanda cinayeti işleyen antisosyal bireyler işledikleri cinayeti ve verdikleri zararı çok doğal bir şey olarak gördükleri için rahat bir şekilde anlatırlar. Romanda da cinayet öncesinde tüm kasaba halkına en ince detayına kadar anlattıklarını görürüz.

Cinayetin işlenmesinde törenin de etkisi çok büyüktür. Töre adetlerine sahip toplumlar incelendiğinde cinayet işlemenin daha meşru bir davranış olduğu görülür. Cinayeti işleyen kişi ise ‘’namusumuzu temizledim’ ’ifadesini kullanarak övünür. Bu noktada töre adetleri kendisi için yaptığı davranışı normalleştirmesine yardımcı olacak bir savunma mekanizması olur.

KOLEKTİF NEVROZ

Yaşanan cinayete Victor Frankl’ın logoterapisi açısından baktığımızda kolektif nevroz kavramını görürüz. Logoterapiye göre kolektif nevroz 4 semptomu içerir. Bu semptomlardan vurdumduymazlık romandaki cinayette kendisini gösterir. Romanda Pedro ve Pablo kardeşlerin cinayet işleyeceklerini anlatmasına rağmen halkın tepki vermediğini görürüz. Kolektif nevrozdaki vurdumduymazlık kavramı bireylerin toplum içinde grup düşüncesi ile hareket edeceğini ve bireysel sorumluluklar almayacağını savunur. Romanda da halk vurdumduymaz davranmış ve bireysel bir sorumluluk alarak cinayeti haber vermemiştir. Bu yüzden kitabın sonunda her okuyucu cinayet tüm kasaba halkına aittir ifadelerini kullanır.

Gabriel Garcia Marquez yazdığı bu eşsiz roman ile cinayet işleyen bireylerin ve buna sessiz kalan halkın psikolojisini gözler önüne sermiştir. Sonuna kadar büyük bir gerilim ile okuduğumuz eserde yaşanan olayların günümüzde töre gelenekleri adı altına halen yaşanıyor olması kitabın gerçek yaşamı yansıttığını gösteriyor.

Psikolojik Danışman Can Yurdunuseven

Web sitemizi ziyaret ederek kitap ve filmler üzerine psikolojik analizler yaptığımız diğer yazılarımızı da okuyabilirsiniz.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı