BlogZamanede GelişimZamanede Popüler Psikoloji

KENDİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İLAN EDEN ORGAN: YABANCI EL SENDROMU

Psikoloji de bilim insanları tarafından çalışılarak açıklanan birçok sendrom bulunmaktadır. Bu sendromlardan ilgi çeken ve ilginç olan bir tanesi de yabancı el sendromudur. Yabancı el sendromunu okurken aynı zamanda bedeninizi hissetmeye çalışın. Ellerinizi inceleyin. Güçlü bir şekilde elinizi sıkın. Ardından yavaş bir şekilde gevşetin. Şimdi ise ellerinizi yukarı kaldırın. Tüm bu davranışları bilinçli bir şekilde gerçekleştirebildiğinizi görebilirsiniz. Peki eliniz sizi yönetseydi? Ona hükmedemeseydiniz? Nasıl hissederdiniz? Yabancı El Sendromu, kişinin ellerinden birisinin, kendisinden bağımsız olarak hareket etmesi olarak bilinen nörolojik bir sendromdur.

NEDEN OLUR?

Elim ben istemeden nasıl hareket edecek diyebilirsiniz. Ancak Yabancı El Sendromuna sahip olan kişilerin ellerinden bir tanesi sanki siz ona aitmiş ve onun bedeniymiş gibi hareket eder. Sizden ayrı olarak bir özgürlüğü ve hakimiyeti vardır. Bu sendromu sakarlık ile karıştırmayın. Çünkü bu sendrom da el çarpma, savrulma veya fırlama gibi kontrolsüz hareket etmez. Son derece kontrollüdür ve beyin tarafından yönetiliyor gibidir. Bazen ben yönetsem bu kadar kontrollü olamaz diyeceğiniz kadar bilinçli gibidir. Bu sendroma sahip hastalar ‘’bu el bana ait değil’’ ifadelerini sıklıkta kullandılar ve hatta kendilerinden bağımsız hareket eden bu ellerine bir isim verdiler.
Bu sendromun yaşanmasının sebebi beyinde elleri kontrol eden Birincil Motor Korteks bölgesi ile Premotor Korteks yarımküreleri arasındaki bağlantının kesilmesidir. Bu yarımkürelerden bir tanesi önceden olduğu gibi sizin kontrolünüzde olmaya devam eder. Ancak diğeri sizden tamamen bağımsızlaşır. Yapılan çalışmalar bağlantı kesilmesi ile sağ yarımkürenin bağımsızlaştığını ve genellikle sol elin kendi özgürlüğünü elde ettiğini gösterir.

GÜNLÜK YAŞAMI NASIL ETKİLER?

Yabancı El Sendromu sahip kişiler günlük yaşamda birçok alanda zorluk yaşar. Az önce söylemiş olduğumuz beynin iki bölgesinden sol olanı bizim mantığımızı içerir. Sağ olan bölge ise duygularımızı içermektedir. Bu bölgelerden birisindeki kontrolü kaybettiğimiz zaman kararlarımız bizim elimizde değildir. Bu iki bölge birbiri ile iletişimde olduğunda çok iyi iki dost gibidir. Birbirlerini yapacakları hatalarda engeller ve doğru olanı göstermeye çalışırlar. Bir markete girdiğinizi düşünün. Markette sırada beklemektesiniz ancak başka birisi geliyor ve sizin önünüze geçiyor. O anda çok öfkelendiniz. Beyninizin sol lobu mantık ile hareket ettiği için konuşup sıranın sizde olduğunu söylemeyi önerecektir. Ancak tam bu anda sağ lobunuz yani duyguların olduğu bölge öfkesi ile devreye girecek ve hiç konuşmadan arabayı itecektir. Bu iki bölge arasındaki bağlantı kopmamış olduğu zaman mantığınız duygularınıza hayır dur diyecek ve konuşmaya yönlendirecektir. Ancak bağlantı koptuğu zaman sol eliniz ne mantığınızı ne de sizi dinlemeden arabayı ve hatta önünüzdeki kişiyi sert bir şekilde itecektir.

Bu sendroma sahip kişiler bisiklet sürerken ani bir şekilde direksiyonu çevirebilir. Aynı şekilde kendilerine bir konu hakkında sinirlendiklerinde kendilerini tokatlayabilirler. Çünkü o anda beyin kendinize öfkeli olduğunu bilir. Beyniniz siz o an ne düşünüyorsanız onun yapılması için adeta sloganlar atan bir grevci gibi bağırabilir. Bunun sonucunda da kontrolünüzde olmayan eliniz ile kendinize zarar verebilirsiniz. Bununla birlikte kişiler yaşadıkları sonucunda depresyona girebilir ve kendisi ile çevresine zarar verdikleri için yalnızlaşabilirler. Bulundukları ortamda kendileri kısıtlamaya gidebilirler. Özgüven sorunları ortaya çıkabilir. Kendilerini ifade etmede zorluk yaşayabilirler.

Günümüzde tam olarak belirli bir tedavisi olmayan bu sendromda kontrol altında tutulamayan elin egzersizler ile meşgul edilmesi önerilmektedir. Ancak bu nörolojik bir sendrom olduğu için kalıcı ve kesin çözümü olan bir yol değildir. Cerrahi olarak beynin iki bölgesi arasında tekrar iletişim kurulacak şekilde birleştirme araştırılan çözüm yolları arasındadır. Bu süreçte kişiler depresyona girebileceği ve özgüven sorunu yaşayabileceği için psikolojik destek büyük bir öneme sahiptir.

Psikoloji ile ilgili ilginç bilgiler sunduğumuz diğer popüler psikoloji içeriklerimizi de okumanızı tavsiye ederiz. 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı