BlogPsikoloji ve PDRZamane Akademi

DEPRESYONUN KURAMSAL OLARAK AÇIKLANMASI

Yalnızca ruh sağlığı uzmanları için kaynak oluşturmak adına yazılmıştır dolayısıyla buradaki bilgilerin tanı ve tedavi için kullanılmaması önemle rica olunur. Bu gibi durumlarda bir uzmandan destek alınmalıdır.

Psikanalitik Görüş

Freud bir yazısında( Yas ve Melankoli) yas tutma sırasındaki belirtilerle ruhsal çökkünlükler arasındaki belirtilerin benzer olduğundan bahsetmiştir. Ona göre yas tutan kişinin kaybetmiş olduğu gerçek bir sevgi nesnesi bulunmaktadır. Bu nesnenin yitirilmesinden sonra, bağlılık düzeyine göre kişide farklı ölçüde ve sürede yas tutma oluşur. Bu dönemde kişide ortaya çıkan üzüntüler, ağlamalar, durgunlaşma, keyif almama, isteksizlik, uykusuzluk belirtileri görülür. Aradan geçen zamanla birlikte(değişkenlik gösterir) bu belirtiler azalır ve söner. Kişide zaman zaman duygulanım artsa da kişi günlük yaşamına döner.

Çökkünlüklerde ise gerçek nesne sevgisinin kaybedilişi olabilir veya olmayabilir. Dolayısıyla gerçek bir sevgi nesnesi mevcut değilse kişi bilinçdışı imgesel bir yitimi yaşayabilir. Örneğin kişinin sevdiği biri tarafından terk edilmesi gibi bir yitim duygusu söz konusu olabilir. Bu duygunun gerçek temelleri olabildiği gibi, bir temeli de olmayabilir. Bu duygu bilinçdışı etkilerle ortaya çıkabilir. Kişide ‘’ sevdiğim insanı yitirdim artık sevilmiyorum ben kötüyüm duygusu oluşabilir buna bağlı olarak da öz saygı kaybedilir. Yas sürecini incelediğimiz zaman kişide böyle bir durum söz konusu olmaz. Bu yas ve depresyon arasındaki önemli bir farktır( Öztürk,1997).

Psikanalitik görüşe göre ilişkilerde ikili duygular(ambivalans) vardır. Sevgi ve nefret yan yana bulunmakla birlikte nefret bilinçdışıdır. İçe atılmış olarak kişinin benliğinde yaşatılan sevgi nesnesine de karşı güçlü ambivalans duygular vardır. Kişi gerçek veya gerçek olmayan bir durumla bu yitimi yaşadığında oluşan duygu sevgiyi ve özlemi beraberinde getirir. Bilinçdışı kin ve nefret de uyanır. Süper ego baskısıyla nefret ve kin bireyin kendisine yöneltilir ve kişide özsaygı yıkımına yol açar. Kişi artık her şeyi hak ettiğini düşünür bu durum ruhsal çökkünlük ile devam eder.

EGO PSİKOLOJİSİ NE SÖYLÜYOR?

Ego psikolojisi ile karşımıza çıkan Edward Bringg’e göre benlik daha rahat ve daha uyumlu olabilmek için bazı beklentilere sahiptir.  Benliğin narsistik beklentileri olarak adlandırılırlar. Örneğin  sevilen ve tanınan biri olmak, güçlü olmak gibi. Başlangıçta bu benlikler dürtülere karşı oluşan savunmalardır. Daha sonrasında id ile bir bağları kalmaz ve zayıflar. Bunlar bağımsız beklentilerdir. Artık özsaygının korunabilmesi için bu beklentiler gerçekleşmelidir. Bu durum gerçekleştirilemezse bir çatışma yaşanır ve benlik bu beklentileri karşılayamazsa özsaygı düşer Kişi ruhsal çökkünlük yaşar(Öztürk,1997)

Ayrıca depresyona neden olabilecek diğer bir durum ise kişinin geç oral ya da erken anal döneme saplanması olarak ifade edilir. Bu kişilerde bir regresyon(gerileme) gerçekleşebilir. Ambivalans duyguların oluşumunda bu dönemler etkilidir. Freud oedipus karmaşasının çözülmemiş olmasının da narsistik yaralanmalara sebep olacağını ilerleyen dönemlerde yaşanan düş kırklıkları ile bu durumun artacağını belirtir.

Bilişsel Görüş

Beck ve arkadaşlarına göre depresyon temelde bir duygu durum bozukluğu değildir. Bilişsel bir bozukluktur. Bu çökkünlüğü yaşayan kişilerde hayatın ilk yıllarında bile olumsuz düşünceler vardır. Bu şemalar ilerleyen dönemlerde olumsuz davranışlar olarak ortaya çıkar. Kişi tüm olaylarda olumsuz düşünür ve olumsuz algılamalar yapar. Bu kişiler sürekli olumsuzluğun yaşanacağını düşünür. Örneğin sevgilisiyle kavga eden bir kişinin, bunu hemen yaşantılarına yorması ve kendini değersiz hissetmesi ya da taksiyle eve döndüğünde kaza geçirebileceği düşünceleri bu kişilerin aklına gelir. Bu kişilerde bilişsel çarpıtmalar bulunmaktadır. Kişide olumsuz duygular ortaya çıkaran bilişsel çarpıtmalara genellemeler, felaketleştirmeler, etiketlemeler örnek verilebilir.

Davranışçı Görüş

Davranışçı yaklaşımlarda karşımıza Seligman çıkmaktadır. Öğrenilmiş çaresizlik kavramına değinmiştir. Elektrik akımı köpeklere verilir başta bu kaçınma davranışı olurken diğer yandan kaçmalarını engelleyebilmek için birkaç yol denenir. Köpekler bir yerden sonra kaçmayı bırakır ve durgunlaşırlar, üzülmeye başlar. Bu durum çökkünlük durumuna benzer. Çocukluktan beri acılı uyaranlarla karşılaşılır fakat insanlar kaçamaz ve çaresiz kalır(Öztürk,1997) Birey pasif kaldıkça, hayatını kontrol edemedikçe ya da daha önce karşılaştığı durumlarda harekete geçememişse çökkünlük duygusunu yaşar.

Varoluşçu Görüş:

Bu yaklaşıma göre insan yaşamda anlam arayışı içerisindedir. Önemli olma duygusuna sahiptir. Varoluşçu yaklaşım depresyonun ortaya çıkışını kişinin hayatının anlamını kaybetmesi ile ortaya çıkacağını savunmaktadır. ‘’Neden yaşamalıyım, yaşamak benim için ne anlam ifade ediyor?’’ gibi sorular ruhsal durumun yaşanmasında etkilidir.

Web sitemizi ziyaret ederek psikoloji ve pdr üzerine ele aldığımız diğer içeriklerimizi de okuyabilirsiniz.

KAYNAKÇA

  • Çakmak, D., & Saatçioğlu, Ö. (2003). Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları. İstanbul: Dizayn matbaacılık.
  • Geçtan, E. (2003). Psikodinamik Psikiyatri ve Normal Dışı Davranışlar. İstanbul.
  • Kişilik Kuramları. (2017). (D. Gençtanırım- Kurt, & E. Çetinkaya- Yıldız, Çev.) Ankara: Pegem Akademi.
  • İnanç, B. Y., & Yerlikaya, E. E. (2016). Kişilik Kuramları. Pegem Akademi.
  • Öztürk, M. O. (1997). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Ankara: MEDİKOMAT.

 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı